Heralde son 10 kusur senedir sabahın 5inde birsey yazmıslığım yoktu, biraz paslandım ama amaç kutsal... Journal bile tutmayan utangaç biri olarak ilk yazdığım saçmalık öbeğinin mazur görülmesini bütün kalbimle diliyorum.
Olumlumu olumsuz mu bilmiyorum ama hayat hakkında farkettiğim(ve belki ilerde farkındalık seviyemin artması ile tekrar yanlış olduğunu farkedeceğim) birkaç şey şunlar:
*İyi beklediğim kadar iyi olmicak.... Eh yane filmlerdeki kitaplardaki hayat kimseye nasip olmuyor.
*Kötüde sınır yok.... Yanıp küllerinden doğmak hurafe.... yandıkça yanıyorsun... sonu yok o işin. En iyisi ateşe hiç bulaşmamak.
*Couch patato denilen koltuk patatesliği-tembellik düşünüldüğü kadar kötü değil:P Ama genede uzun vadede çekilir şey değil.
Yani iniş çıkışları çok yüksek değil gibi hayatın (referans olarak filmleri alıyorum:P) onun için sıradan anların daha çok tadını çıkarabilmek gerekli gibi. İstediğim ney? Hayatın böyle olmaması daha heyecanlı olması.... Olabiliecek ne? Couch patato olmamak, referans olarak filmleri almamak, monotonluğa alışmak, daha ilginç kılmaya çalışmak, birde genel anlamda, anlamlı bir hayat icin misyon vizyonlar belirlemek( kaçış planı gibi).
Yarın ne yapıcam planlarını tutturmakta zorluk çekerken 10 sene sonra nerdeyim planı yapasım hiç gelmiyor... ama yapmak lazım kaybedicek birşey yok, yapmadan da zaten yok yapıp uygulamazsamda gene olmicak.... Kötü de olsa bir plan olmayan plandan daha çok şans verebilir bana.
Mesela şu ara ok popüler akım olan Steve Jobs ve Apple hakkında birşeyler okurken, ipod(eskisi, touch olmayan) nasıl çıktı ortaya onun hikayesini bulmuştum.. O kadar heyecan verici bir ürün için o kadar sıradan piayasa açıklarına göre ilerleyen, müşteriye istediğini vermek odaklı bir planla, nispeten sıkıcı bir processle çıkışı şaşırtmıştı. O meşhur tekerlek bile sonradan eklenmiş, esas amaçlar arasında yokmuş.... Bu adamlar bile böyle çalışırken bourne identity tadında hayat beklemek çok mantıklı değil gibi... (maalesef)
No comments:
Post a Comment